Comment posted Saç Dökülmesi ve Rogaine Minoxidil Finasteride Propecia Proscar ilaçları by ya_sli.
Ha arkadaşlar, nanoteknolojiye çamur attığımdan yazmadım, şu an geldiği nokta itibariyle henüz emekleme aşamasında bile olmadığını, daha araştırma aşamasından ibaret olduğunu, ileride çözüm ortaklarınadn biri olacağına inandığımı da ifade edeyim. Bilkent’te kanser hücrelerine yönelik bir nanoteknolojik çalışma var, amaç, alışılagelmiş biçimde kimyasalı sistemik olarak değil, hedefe yönelik hücreye girerek bırakmak. Ama bunlar araştırma aşamasında.
%100 bitkisel nanoteknoloji diye birşey safsatadan başka birşey olamaz. Nanoteknoloji adı ve yapısı itibariyle laboratuar ortamında nano boyutta çalışmak demek, bitki hücreleri nano boyutta çalışmıyor, sadece nano boyutta belli işler yapıyor( misal RNA sentezi).
ya_sli also commented
- Bu da benzer bir çalışmanın finasterid için yapılanı… www’leri kırpılmış olarak:
folikul.com/Finasteride%204.pdf
- Sacsever s.aleyküm,
Senin zamanında dediğin minoxidil çalışma grafiğini buldum. Başından www’ları kırparak yazıyorum:
medscape.com/viewarticle/470297_2
tam makale de burada:
hairlosssucks.com/download/minox24.pdf
Yukarıdaki sitede aşağı doğru inerseniz, yukarıda bulunan Figure 1. kısmında solda bulunan grafik,enlarge image’i tıklarsanız büyüyor, 120 hafta boyunca erkeklerde placebo, %2 minox ve %5 minox un başarısını, saç ağırlığı cinsinden ölçmüşler. Alttaki figür daha kısa bir araştırmanın sonucu. Orada kıstas saç ağırlığı değil, saç sayısı.
Orda üstteki resimde kafanızı karıştıracak bişey olabilir. 96. haftada bir çizgi var.Açıklayayım. Deney 96. haftaya kadar ilaçlar kullanılarak yapılıyor, 96. haftada ilaçlar tamamen kesiliyor ama hastalar 120. haftaya kadar takip edilmeye devam ediliyor. Gördüyseniz, ilaç bırakılınca ilk anda muhteşem saç kaybı oluşturuyor, sonra kayıp miktarı azalıyor ve kaybedilenlerin bir kısmı geri geliyor ve yaklaşık 24 hafta(6 ay) sonra, ilacı hiç kullanmayan(ya da placebo kullanan) biriyle eş hale geliyorsunuz.
İlacın en başarılı olduğu zaman 3 ila 6. aylar. Sonra sacseverin dediği gibi, bir aşağı bir yukarı ama ortalama %20 – %30 karda oluyorsun. Tabi deney 18 ila 40 yaş aralığında 32 kişide(daha fazla kişi katılmış ama 120 haftayı hocanın istediği gibi tamamlayan 32 kişide) deney yapılmış.
- halil,
Seni mi kırcam derken lafın gelişi söyledim, şaka olsun diye, o kadar da ciddiye alma beni. Orda kastettiğim, “madem sende işe yaradı ve burada tavsiye ediyorsun, ben de deneyeyim, ne kaybederim? Esas denemeden kaybedebilirim.” demekti.
İlgili açıklamaların için sağol.
Sağlıcakla kalın.
- Selam halil kardeş,
Sende bu şampuanın bu kadar işe yaraması sevindirici. Madem öyle, kullanmaya devam et ve aradan aylar geçtikten sonraki tecrübelerini buraya yazarsan biz de seviniriz. Hem dostum, şu head and shoulders bitsin, ben de gidip senin şampuandan alacam, kaç paralık mevzu ki, seni mi kırcam. Bakalım bende işe yarayacak mı?
sacsever,
İlacı onu bunu bırak, saçına tuzlu su sürsen, ilk 6 ay işe yarıyor. Saç kökü öyle garip bişey ki, ufacık bir uyaran olsa, hemen tepki veriyor. Ama tabi, kalıcı olamıyor. O yüzden bu kocakarı ilaçları vardır ya, sarımsak, ısırgan otu, yılan yağı vs. vs, yani saç derisinden geçebilen herşey ilk 6 ay saç kökünü tetikliyor ve dökülmede bir yavaşlama oluyor, ardından vatandaş zannediyor ki, bu sarımsak bana iyi geldi. Devam ediyor tabi kullanmaya, ama 1-2 yılın sonundaki tablo tabi değişmiyor. İlacı geçtim, bu ecnebiler dermaroller diye bişey bulmuş, bildiğin üstünde birsürü küçük iğne var. Bunu kafana sürüyorsun, kafanda bildiğin ufacık yaralar açıyor, bu bile 6 ay saçlarında garip bir tetikleme yapıyor. Ama tabi 6 ay sonra, aynı tas aynı hamam. Zaten bu 6 ay meselesinden, birileri deli gibi para kazanıyor, mezateropi adı altında. Ama sürekli mezateropi yaptırıp da, saçları aynı yerinde duran kimseyi görmedim.Bir arkadaşım vardı, dökülmesi bizden epey önce başladı. Adam giderdi bioxin tüp alırdı, ilk 6-7 ay durdururdu dökülmeyi, sonra yine azardı dökülme. Giderdi bu sefer vichy ürünü alırdı, o da 6-8 ay yavaşlatırdı, sonra yine devam. Ben şimdi şimdi meseleye uyandım. Hala daha iddia ederim. İlaca gerek yok, eğer hiçbirşey sürülmemiş kafaya 6 ay tuzlu su sür, bu bile dökülmeyi bir süre durduracaktır.
Sağlıcakla…
- halil,
Hevesini kırmak istemem ama şampuandan medet umarak hareket etmemeni tavsye ederim. Şampuana, basit bir şampuan gözüyle bak ve sadece saçını temizleyen bir ürün olarak gör. Ben de tresan ın ısırgan şampuanını bir ara kullanmıştım, şampuan olarak hoşuma gitmemişti, herhangi bir yumuşatıcı krem içermediğinden saçlar keçe gibi sert oluyordu yıkadıktan sonra. Sendeki dökülmeme meselesi şampuanla ilgili değil kardeşim malesef, o günkü durumunla ilgili. Bende de şöylesi bir durum oluyor, bazı gün rogain foam sürdükten sonra parmak ucuna bakıyorum 15-20 tel görüyorum, bazı gün 2-3 tane kıl görüyorum. Bazem dökülme azıyor, bazen sakinleşiyor. Buna aldanmamak lazım. Saç dökülmesinin mekanizmasını araştır kardeşim, internette epey bilgi var. O mekanizmayı anlasan çözsen, bu dökülme denen illetin saçında 2-3 dakika kadar tutup sonra durulayarak oradan uzaklaştırdığın şampuanla falan ortadan kaldırılamıyacak birşey olduğunu göreceksin. Biraz araştır kardeş, ya da bir dermatolog tanıdık falan varsa oturt anlattır, ne demek istediğimi daha net anlayacaksın. Hevesini kırdıysam çok üzülürüm ama sadece şampuana bel bağlayıp başka bişey yapmazsan, daha çok üzülmeni istemediğimden bunları yazıyorum, kusurum varsa affet.Arkadaşlar,
Daha önce ilaçlar kısmında spironoloctane içerikli bir ilaç kullanmaya başladığımı, neticeleri burada paylaşacağımı yazmıştım. Kuallandığım kremin adı S5 krem. Kreme başlamadan önceki niyetim en az 3 ay boyunca bu kremi kullanıp, ona göre hareket etmekti ama malesef bu kremi bıraktım. Kremi yaklaşık 1 aydır kullanıyorum. Zaten 1 yılı aşkın zamandır günde 1 rogain foam kullanıyordum. Sebebini anlayamadığım halde bu spironoloctan, bende dökülme miktarını hissedilir şekilde arttırdı. Rogain foam kullanmaya başladığım ilk zamanlarda bile böyle olmamıştı. Bu yüzden kremi kullanmayı bıraktım. Kısaca, bendeki sonucu: olumsuz.
Recent comments by ya_sli
- Saç Ekimi – Fut Fue
“şakaların açıklığı” yazacağıma “enselerin açıklığı” yazmışım 🙂 - Saç Ekimi – Fut Fue
Sacsever,Bir eleştiri de sana getirmek isterim.
Sacsever hep derdi ki:” Eğer ekim yaptıracaksanız, gidin ekimciye, bana 2-3 örneğinin telefonunu verin, gözümle görmek istiyorum deyin, sonra gidip mutlaka görün.” Ama saçsever, ekimciler aptal mı? Sen bunu dediğinde, seni en olumlu sonuçlarına, en sadık sonuçlarına yönlendiriyorlar, belki ekimciler, kendisine reklam oluştursun diye o adamlara para bile veriyordur. Kısacası, ekimcinin yönlendirdiği örnek, tarafsız örnek değildir. Bu yüzden bu araştırma işinin tek bir yolu var, o da bu ve bunun gibi forumlar ve taraf olmayan, reklam yapmayan örnekler.
ronnyboy ,
Sana e-posta attım kardeş.Alttaki yazı içimde sıkıntı oluşturdu. Arkadaşlar sakın ha, ben oraya o isimleri yazdım diye yanlış yönlendirmelere falan kapılmayın. Orada yazılanlar şahsi fikrimdir. Benden aşka kimseyi rica ediyorum bağlamasın. Siz hür iradenizle hareket ediniz. Ben bu işin profesörü falan değilim, sizin gibi ben de kendi çapında araştırmaya çalışan birisiyim.
Hem bu saçsızlık meselesine alışmaya bile başladığımı söyleyebilirim. Artık çok koymuyor, çok takmıyorum. Aynadaki görüntüye alıştım heralde. O enselerin açıklığı zaman zaman hoşuma bile gidiyor. Saçlarım şu anki gibi kalsa, seyrelme artmasa ve şakaklar geri gitmese; belki ekim fikirini tamamen kafadan silerim.
Moralinizi yüksek tutmanız dileklerimle.
- Saç Ekimi – Fut Fue
Selamlar Arkadaşlar,ali,
Kardeş bana 2 yıl önce sorsalardı, “sadece şakaklarda problem var” derdim, şimdi genel bir seyrelmeden de bahsedilebilir, 2yıl sonra kim bilir ne olacak? Bu yüzden, saç dökülmen tamamen durmadıysa eğer, kılını kıpırdatmamanı tavsiye ederim. Bekle iyice dökülsün dökülenler, kalana göre hareket edersin.
“Kime ektireyim?” diye soruyorsan eğer, vallahi arkadaşım bu soruya verilecek her cevap bir vebalin altına girmek olur. Bu soruya bu forumda cevap verecek ya da vermek isteyen hiçkimse çıkmaz. Bu büyük bir sorumluluktur, mazallah bir olumsuzluk durumunda insan vicdan azabından mahvolur. Ha eğer şöyle sorarsan, “sen günü gelir de ektirmeye niyetlenirsen, kime ektirirsin?” dersen, şu günkü bilgi birikimim ve tecrübemden yola çıkarak cevabım Gür ya da Kul olur diyebilirim. Aman yanlış anlaşılmasın, ben git bunlara yaptır demiyorum, asla. BEN olsam, şimdiki bilgimle böyle hareket ederim diyorum. Ha, gün be gün bilgi birikimimiz artıyor, yeni şeyler öğreniyoruz ve fikirlerimiz değişiyor, belki bakarsın 2 yıl sonra başka bir düşüncede olurum. Açıkçası, bu 2 isimle birlikte Doğanay ve Ankara Armani’yi, bir de Hairlineklinikteki Dr Özgür ü de merak ediyorum. Zamanla onların neticeleri de netleşecektir. Ha buna ilave olarak, sadece şakaklara ekim yaptıracak olsaydım, Atilla Kaya yı da düşünürdüm.Ronahi,
Dostum sen bize bilgi birikimi tecrübeni paylaştın, ben de sana şöyle yarımda bulunmaya çalışayım. Gözümle Gür ve Kul ekimlerini gördüm (Kaya ekimi de gördüm ama etraflıca incelemediğim için onu şimdilik yazmıyorum), iki ekimde de ortak olan şuydu. Çıkan saçlar, kendi doğal saçına göre daha aralıklı, nasıl derler, daha seyrekçe ve daha kalın telliydi. Bunu 1-2 metre mesafeden bakınca anlayamazsına ama eğilip 15-20 santimetre mesafeden bakarsan, anlayabilirsin. Uzun lafın kısası, Ronahi, ekim işinin tabiatı malesef böyle. Ekim yapılan saç, DHT den etkilenmediğinden, o bölgede anadan doğma olan saçlarına kıyasla daha kalınca oluyor, ayrıca aralıklı oluyor. Donör alan yetersizliğinden, bu aralık meselesine yapılacak çok şey yok, ama kalın saçlar için yapılacak birşey var. Zamanında Atilla Kaya ya sormuştum, demiştim ki ” Hocam bu ensenin en altındaki saçlar, hem genel olarak tek telli oluyor, hem de ensenin üst bölgesindekilere kıyasla daha ince oluyorlar, bu ensenin en altındaki 1-2 santimetrelik şeridi olduğu gibi toplayabildiğimiz kadar toplasak ve bunları sadece en ön bölgede ve şakaklarda kullansak, teknik olarak bir sıkıntı doğurur mu? Bu yapılabilir birşey midir, yapılamaz birşey midir?” O da bana cevap olarak şöyle demişti: ” Ensenin en altını ön şeritte kullanmak teknik olarak mümkündür, hatta ekim işinde doğru olanı, en ön bölgeye ensenin en alt kısmındaki saçları kullanmaktır ama; ensenin en alt kısmındaki deri, ensenin üst kısımlarına kıyasla daha yumuşaktır.” Parmağınla ensenin üstüne bastır, bir de ensenin altına bastır, ne demek istediğini anlarsın. ” İşte bu yumuşaklıktan ötürü, alım yapmak zorlaşır. Dahası ekim yapılan kişinin canı daha çok yanar. Alımı zor olduğu için ekimciler, ensenin altından alım yapmaya yanaşmak istemezler. Ama sen illa istersen, bu mümkün birşeydir. Hatta ensenin alt kısmını boşaltıp, ense çizgisini 1-2 santimetre yukarı taşımak, doğru bir iştir. Hem ince saçları önde kullanmış oluruz, hem de donör alandan epey kar elde etmiş oluruz.”
Ronahi, eğer şakak bölgene bir ekim daha yaptırmayı düşünürsen, ekimciye bu işi mutlaka sor, “ensenin en altından alıp, şakaklara nakledebilir miyiz?” diye mutlaka danış. Belki o incelik-kalınlık meselesini biraz olsun kamufle etmiş olursun, hem ense çizgini 0,5-1 cm yukarı çektirsen ne kaybedersin? Kim ense çizginin nerede olduğuna bakar ki? Tekniğin bu şekilde uygulanmasını araştırmanı, sorgulamanı tavsiye edebilirim.Sağlıcakla.
- Saç Ekimi – Fut Fue
Selamlar arkadaşlar,b_cetin,
Ben ketorali yaklaşık 1 yıldır kullanıyorum. Saçımdaki aşırı kepeklenme dolayısıyla bir cilt hekimi reçete etmişti, o gün bu gündür kullanıyorum ve çocukluğumdan beri bende sıkıntı halini alan kepeklenme olayı bu ilaçla beraber çözüldü çok şükür. Uzun lafın kısası, uzun süreli kullanım konusunda bir olumsuzluk görmedim.
Bu fotoğraflar mevzusunda senle konuştuğumuz, benim resimler üzerinden incelediğimiz meseleyi örnek olarak vermişsin. Doğrudur kardeşim, resimler malesef bazen aşırı aldatıcı olabiliyor. b_çetin e benim aynı gün içinde fakat farklı ışık ve farklı açı uygulayarak çektiğim birkaç resim göstermiştim ve aynı gün içinde çektiğim 2 resmi yanyana koyup, bu fotoğraf meselesinin ne kadar aldatıcı olabileceğini göstermiştim. Hatta sadece ışık ve açı meselesi değil, berbere gitmeden önce çektiğim ve traştan hemen sonra çektiğim 2 resmi de yanyana koyup göstermiştim, o örnekte bile epey aldatıcı bir tablo ortaya çıkmıştı.
Buradan tüm arkadaşlara, fotoğraf meselesinin bir referans olarak önemli olduğunu ama sadece resimlere bakarak karar vermenin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etmek isterim.yagız alp,
Geçmiş olsun arkadaşım, buraya koyduğun fotoğraflara bakarak yapabileceğim yorum şu ki ben senin ekimini beğendim. Sırıtmayan, olumlu bir görüntü var ortada. Gözle görmediğim için abartılı bir yorum yapmam doğru olmaz lakin inşallah derdine deva olmuştur, ayrıca üşenmeyip paylaşımda bulunduğun için Allah razı olsun. Özellikle 8. aydan sonra üşenmeyip şu foruma dönüp, o anki halini yazarsan çok seviniriz. Doğanay ın, reklam kokusu olmayan ve 1 yılını doldurmuş 2 tane ekimi şurada paylaşım yapsa, listemde 1 numaraya çıkarıcam onu ama sabır. Sizin ilerleyen zamandaki ifadeleriniz bize ışık tutacak.Ronnyboy,
e-posta adresini yazar mısın senle mailleşmek isterim.Belki 3 yıldır şu forumu takip ediyorum, te ilk yorumdan itibaren tüm yazıları okudum, bu forumun garip çalkantılı, tartışmalı zamanları oldu. Hakaretleşmeler oldu. Hatta son zamanlarda ben de dahil ağlama duvarına çevirdik burayı. Ama forumun bu kadar hareketli olduğu zamanlar az olmuştu. Bu durum sevindirici, bir de şu küfürleşmeler, sataşmalar olmasa…
Geçmiş bayramınızı kutlarım.
- Saç Ekimi – Fut Fue
colak,Sen Gür de ekim yaptırmıştın. İstanbul’da mı yaşıyorsun Ankara’da mı? Ben mi yanlış hatırlıyorum Ankara olarak?
Saygılarımla.